Anasayfa İletişim Site Haritası
 
Uluslar Arası Katılımlı I. Ulusal Probiyotik Prebiyotik ve Fonksiyonel Gıdalar Kongresi.
Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Alagözlü’nün “Uluslararası katılımlı 1.Ulusal Probiyotik Prebiyotik ve Fonksiyonel Gıdalar Kongresi”nin 11-13 Nisan 2013 tarihleri arasında Antalya’da büyük bir katılımla gerçekleşeceğini ve Kongre eş Başkanı sıfatıyla katılacağını dile getirdi.
Prof. Dr. Hakan Alagözlü konuyla ilgili şunları söyledi: “Bu kongrenin amacı multidsipliner olması. Yani farklı kategorilerdeki bilim adamlarını probiyotik-prebiyotik paydası altında birleştirmek. Kongremizin farklı branşlardan farklı bilim adamlarıyla katılımın olması Probiyotik-Prebiyotik konusunun enine-boyuna tartışılmasını sağlayacaktır. Öncelikle Türkiye’de ilk kez bu alanda bu ölçekte bir kongre yapılıyor. Katılım ve ilgi beklediğimizin çok üzerinde, bu da bize doğru bir karar verdiğimizi, bu alanda Türkiye’de önemli bir açık olduğunu gösteriyor. Dünya’da bu alanda çok sayıda Probiyotik Derneği var. Dernek başkanları ile temasa geçtik ve kendimizi tanıttık. Hepsinden olumlu geri dönüş aldık. Bu kongrede probiyotikler ve barsak mikrobiyotası ile hastalıklar arasındaki ilişki enine boyuna tartışılacak. Bugünkü tarihe kadar 250 kişi katılacak. Bu sayı kongre tarihine kadar daha da artabilir. Özellikle bu konuyla ilgilenen bilim adamları kongremize gelecek. Amacımız bu alanda çalışan bilim adamlarını tek çatı altında toplamak ve bilimsel faaliyetler yürütmek. Daha sonra ise halkı bu konu ile bilinçlendirmek.
Probiyotikler barsaklarımızda bulunan yararlı dost bakteriler olarak bilinmektedir. Bağırsaklarımızda trilyonlarca bakteri yaşıyor. Özellikle gereksiz kullanılan antibiyotikler, stres, kötü beslenme, ishal bağırsaktaki faydalı bakterileri yok edip farklı hastalıklara davetiye çıkarabilir. Hipokratın dediği gibi “Bütün hastalıklar bağırsaktan başlar”. Erişkin bir insanın barsağında 100 trilyon yaklaşık 1,5 kg faydalı bakteri vardır. Evet yanlış duymadınız 1.5 kg. Bu bakterilerin bağışıklık sisteminde ne kadar aktif rol oynadığını anlamak gerekir. Yani barsak mikrobiyotası bütün sistemle ilgili. Dolayısıyla barsak mikrobiyotası ile ilgili yapılan çalışmalar hızla artmakta ve yeni endikasyon alanları oluşmaktadır.
Yenidoğan döneminden itibaren, barsaklarımız yararlı bakteriler ile kaplanıyor. Özellikle normal doğum sırasında annenin doğum kanalındaki bakteriler bebeğin ilk florasını oluşturuyor. Ama sezeryen ile doğan bebeklerde bu gerçekleşmiyor. Sezeryen doğumun insan barsak mikrobiyotası üzerine olumsuz etkileri olduğu ve ileri yaşlarda bazı hastalıklara neden olabileceği düşünülüyor. Dolayısıyla bir zorunluluk yoksa normal yolla doğum, sezaryene tercih edilmelidir. Erişkinlerde probiyotik-prebiyotiğin  yolculuk ishali, viral ishal, hassas barsak sendrmu, iltihaplı barsak hastalıkları, kolesterol düşürülmesinde, alerji gibi birçok hastalıklarda faydalı etkileri olduğuna dair çalışmalar yapılmış. Hatta vücut kilomuzun barsak bakterileri tarafından ayarlandığını gösteren ilginç bulgular gözlendi.
Bu konuların yoğun olarak tartışılacağı ve çalışma gruplarının oluşturulacağı kongremize tüm ilgilenen meslektaşlarımızı, arkadaşlarımızı bekliyoruz.”

TÜM HABER ve ETKİNLİKLER
  Tasarım ve Kodlama:C.Ü.Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Bilgi İşlem