Anasayfa İletişim Site Haritası
 
1-7 NİSAN KANSER HAFTASI

                                        1-7 NİSAN KANSER HAFTASI

 

Bu hafta kanser haftası… hep beraber toplum olarak bu hafta farkındalığın arttırılması gerektiğini biliyoruz. Günümüzde yediğimiz yiyeceklerden, kullandığımız aletlere kadar birçok kanserojen maddelere maruz kalmaktayız. Bu nedenle kanser giderek artan oranda toplum sağlığı sorunu oluşturmaktadır. Ben 23 yıllık hekimliğimin toplam 19 yılını bu hastalığın tedavisiyle geçirdim. Bu uzun süre içerisinde hastalığın tanı ve tedavisinde toplum olarak birçok hata yapıldığını gördüm. Bu yazıda bu hata/yanlışlıklardan bahsetmek istiyorum.

İlk bahsetmek istediğim tanı sırasında ve tüm toplumumuzda yaygın olarak yapılan yanlışlar: şunu unutmamalıyız erken tanı birçok kanser için hayat kurtarıcıdır ve ileri evre hastalığa göre daha kolay tedavi edilebilir. Var olan semptomları görmemezlikten gelmek, bir şey çıkar endişesi ve korkusuyla doktora gitmeyi geciktirmek kesinlikle kanser tanısını geciktirir. Özellikle yakın akrabası kanser olan kişilerin bu konuda uyanık davranması gerekmektedir. Diyet yapmadan kilo kaybı, sigara içen kişilerin ağızlarından öksürükle birlikte kan gelmesi, bulantı kusma, idrardan kan gelmesi, büyük abdesttin siyah olarak gelmesi, memede şişlik, koltuk altında ya da kasık, boyunda bezelerin ele gelmesi, menopaza girmiş kadınlarda vaginal kanamanın olması, vücudun herhangi bir yerinde şişlik, iyileşmeyen yaraların olması kanser için gösterge olabilecek semptomlardır. Bunların varlığında en kısa zamanda sağlık merkezine başvurulması iyi olabilir. Ayrıca belli yaşlarda kişilerin tarama testlerini yaptırması erken teşhiste fayda sağlayabilir (örneğin kadınlarda 45 yaştan sonra yıllık mamografi çekilmesi, cinsel hayatı olan kadınların yıllık jinekolojik muayene ile smear/sürüntü yaptırması, yaşlı erkek hastalarda PSA bakılması). Sağlık Bakanlığı erken teşhis için KETEM (Kanser Erkan Tarama ve Eğitim Merkezleri) merkezlerini kurmuştur. Bu konuda öncelikle başvurulması gereken merkezler buralardır.

İnsanlar yiyecekler ile kanserin önlenebileceğini umuyorlar ancak henüz kanseri engelleyen bir yiyecek bulunmamıştır. D vitamini gibi yiyeceklerle yapılan birçok toplum çalışmaları başarısız olmuştur. Bunların yerine sigara gibi tütün ürünleri ve alkol kullanımının bırakılması çok daha önemlidir. Her iki maddenin de kanserdeki katkıları gösterilmiştir.

‘Kanser öldürücüdür’ tüm kanserler için doğru bir önerme değildir. Dünya Sağlık Örgütüne göre kanser hastalarının %40-50’si tamamen kür olabilmektedir, yani iyileşebilmektedir. Eğer kanser erken teşhis edilirse birçok hastanın iyileşmesi söz konusudur. Bu nedenle sağlığımızla ilgili değişiklikleri fark ettiğimiz anda sağlık kuruluşuna başvurmalıyız.

‘Bıçak değmez, bıçağın değmesi kanseri yayar’ gibi yanlış inanışlar toplumumuzda oldukça yaygındır. Cerrahi tedavi birçok kanser için ana tedaviyi oluşturmaktadır. Yani kanserin bıçak ile çıkarılması gerekmektedir. Cerrahi tedavi ile ilgili diğer yapılan bir yanlışta ‘hastamız ameliyatı kaldırmaz’ yanlışı. Bizler tıp okumuş hekimler olmamıza rağmen hastaların ameliyatı kaldırıp kaldıramayacağını anlamayıp anesteziye, göğüs hastalıklarına, kardiyolojiye sorma ihtiyacı duyarken hasta yakınları nasıl olur da bunu bilebiliyor gerçekten anlamak zor. Bu konuda bilenlere danışmak daha doğru olabilir.

Hastadan kanser tanısını saklamak toplumumuzda en yaygın yanlışlardan bir tanesidir. Hastanın aile bireyleri ‘hastaların teşhisi duyduğunda bunu kaldıramayacağını, kendini bırakacağını’ düşünerek bizlerden de tanıyı saklamamızı rica ederler. Ancak, hiç kimse insanların en doğal hakkı olan ‘öğrenme hakkını’ elinden alamaz. Süreğen hastalıkların kabul edilmesi için hastaların bazı evreleri geçirmesi gerekmektedir. Bu evreler:
1. Şok dönemi, ilk tanışma; 2. İnkar dönemi; 3. Öfke dönemi; 4. Pazarlık dönemi; 5. Depresif dönem; 6. Kabullenme dönemi. Hastadan hastalığın adının saklanması hastaları ‘inkar dönemine’ saplanmasına neden olur. Halbuki hastaların tüm evreleri geçirip kabullenme evresine geçmesi gerekmektedir. İnsanların ruh yapısı tamamen savunmaya yöneliktir. Yoksa hırsızlar hırsızlığı ile, katiller katilliği ile birlikte yaşayamazdı. Beyin her koşulda kendini korumaya çalışır. Hasta yakınlarının tahmin edemeyeceği kadar hızlı, hastalar duruma uyum sağlayabilirler. Ayrıca hastalardan hastalığın saklanması tedaviye uyumu da olumsuz etkilemektedir. Ağır tedavilere rağmen geçmeyen şikayetler hastaları umutsuzluğa sürükler, beklentileri büyüktür ancak, bir türlü rahatlamamaları doktorlarına duyduğu güveni de yok eder.

Kanser toplum sağlığı sorunu olduğu gibi tüm aile bireylerini de derinden etkileyen, ailenin sağlığını da tehlikeye sokan bir hastalıktır. Tanıdan itibaren tüm tedavilerin zorlu süreci boyunca psikolojik destek alması hastanın yararına olacaktır. Ancak hastalarımızın birçoğu çevresindeki insanların ön yargılarından korkarak psikiyatriste gitmek istememektedir. Sanki psikiyatriste gidince insanlar ‘deli’ yaftası alacakmış gibi korkulara kapılmaktadırlar. Halbuki kanser tanısı almak, insan hayatının en zorlu anlarından birisidir. Bu tanıyla beraber hastanın ve ailesinin tüm hayatı yön değiştirecektir. Doğru yolu bulmanın en iyi yolu, aynı yoldan geçen (daha önce kanser tanısı almış insanlar) ya da konuyla ilgili akademik olarak eğitilmiş insanların yardımına başvurmak olacaktır.

‘Hekimlere inanmak yerine çevrelerindeki insanlara inanmak ve onların tavsiyeleri doğrultusunda yanlış yapmak’ toplumca yaptığımız en büyük hatalardan biridir. Şunu unutmamalıyız ki hekimler o bilgileri öğrenmek için yıllarını harcamaktadır. Doğruyu bilmek ve söylemek çok kolay değildir. Hastalığı internetten araştırmak ve bilgi kirliliği içerisinden doğruyu anlamak da kolay değildir. Bu nedenle hekiminize güvenmelisiniz, güvenmiyorsanız da başka bir hekime gitmeniz,  diğer insanlardan ve internetten öğrendiğiniz bilgelere kuşkuyla yaklaşmanız sizin için daha iyi olabilir.

İnsanlar kendi hastaları ile diğer hastaları karşılaştırarak tedavilere bağlı aynı yan etkileri göreceğini zannederler ve gereksiz yere kemoterapiden/radyoterapiden korkarlar, sonuç olarak da bu tedavilerin alınmasını engelleyebilirler. Halbuki her hastada farklı yan etkiler gözlenir. Tedavilerin yan etkilerini öğrenmeden ön yargı ile bu tedavilerden vazgeçmek belki de hastalarınıza zarar verebilir. Hekimleriniz ile konuşarak karar vermeniz siz hastalar için en doğru yaklaşım olacaktır.

‘Birde başka merkeze gitme merakı’ özellikle Sivas’ta yaşadığım sürece en çok gördüğüm hatalı davranışlardan birisi olmuştur. Günümüzde bilgiye ve teknolojiye ulaşmak eskisine göre çok daha kolaydır. Kanser tedavisi çoğu hastalık için standarttır. Dünyanın çoğu merkezinde benzer uygulamaları içermektedir. Başka bir şehirde uzun soluklu olan tedavilerin uygulanması hastalar için zordur ve çoğu zamanda zaman kaybına neden olmaktadır. Hastaların kanser tedavisini evlerinde yaşarken alması en doğrusudur. Tedavilere bağlı görülen bulantı kusma, ishal gibi yan etkiler ancak hasta evindeyken daha rahat geçirebilecekleri yan etkilerdir. Tedavi aralarında yapılacak olan yolculuklarda hastaları ayrıca yoracaktır.

‘Tedaviler sırasında hekimlerine danışmadan alternatif tedavileri kullanmak’ diğer yaptığımız yanlışlardan birisidir. Kullanılan ilaçlar kemoterapi ilaçları ile etkileşime girerek hastaların hayatlarını bile tehdit edebilir (bitkisel ilaçlarda dahil olmak üzere). Ne yazık ki bazı insanlar hastaların çaresizliğinden faydalanarak ne olduğu tam anlaşılmayan bazı bitkisel ilaçları çok yüksek fiyatlarda satmaktadır. Kanser tedavisinde kullanılacak ilaçlar birçok ilaç çalışmasından (hayvan çalışmaları, kültür çalışmaları, faz çalışmaları gibi)  geçerek ancak insanların kullanımına sunulmaktadır. Bizim kullandığımız ilaçların bilimsel verileri kullandığımız sırada dünya literatüründe mevcuttur. Ancak size yüksek fiyatla satılan ve her derde deva ilaçların bilimsel olarak verileri bilinmemektedir. Bu nedenle bu ilaçları kullanmak istediğinizde konuyu bin defa düşünerek ve mutlaka bilen insanlara sorarak kullanmanızı öneririm.

Sağlıklı ve uzun bir hayat dileği ile……

                                         Doç. Dr. Birsen Yücel

                Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi

                                  Radyasyon Onkolojisi Öğretim 

TÜM HABER ve ETKİNLİKLER
  Tasarım ve Kodlama:C.Ü.Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Bilgi İşlem