x
x

BÖLÜMLER

Anasayfa BÖLÜMLER Dermatoloji Anabilim Dalı

  • Dermatoloji Anabilim Dalı

    Genel Tanıtım

    Dermatoloji Anabilim Dalı 1981’de Prof. Dr. Mehmet Marufihah tarafından kuruldu. Başlangıçta kısıtlı olanaklarla çalışmaya başlayan dermatoloji ünitesi zamanla gelişmiştir. Daha sonra yalnızca iki hasta odasından oluşan servis açıldı ve bunu takip eden aylarda ise iki araştırma görevlisi çalışmaya başladı. 1988 ve 1990 yıllarında iki öğretim üyesinin “Prof. Dr. Sedat Özçelik ve Prof. Dr. Serap Öztürkcan (1998 yılında kliniğimizden ayrılmıştır)” katılımıyla öğretim üyesi kadrosu üçe yükseldi. 1992 yılında yeni hastane binasına taşınmış ve yeni üniteler kurulmuştur (Fototerapi, kriyoterapi, allerji). 1997 yılında Prof. Dr. Melih Akyol katımıyla öğretim üyesi sayısı dörde ulaştı. 2002 yılında Prof. Dr. Mehmet Marufihah’ın emekli olması ile Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanlığı görevine Prof. Dr. Sedat Özçelik getirilmiştir. 2012 yılında Dr.Öğretim Üyesi Sibel Berksoy Hayta ve 2015 yılında Dr.Öğretim Üyesi Rukiye Güner akademik kadroya katılmıştır.

     

    Dermatoloji servisi; Hastalarımız on yedi yataklı servisimizde, yatarak tanı ve tedavi amaçlı hizmet almaktadırlar. Serviste bulunan kriyoterapi cihazı ve radyocerrahi cihazı ile birlikte dermatolojik cerrahi uygulamaları gerçekleştirilmektedir. Genel poliklinikten yönlendirilen hastalar için yama ve prick testleri (alerji testleri) servisimizde uygulanmaktadır. Ayrıca intralezyoner enjeksiyon ve kozmetik amaçlı ve hiperhidroz tedavisi amacıyla Botoks uygulaması yapılmaktadır. Bölümümüzde iki profesör, iki doktor öğretim üyesi, altı araştırma görevlisi, üç hemşire ve bir sağlık teknisyeninden oluşan sağlık kadrosu bulunmaktadır.

  • Dermatoloji Anabilim Dalı

    Genel Anabilim Dalı Başkanının Mesajı

  • Dermatoloji Anabilim Dalı

    Prof.Dr.
    MELİH AKYOL

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

    Doç.Dr.
    RUKİYE YASAK GÜNER

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

    Dr.Öğr. Üyesi
    MUSTAFA TOSUN

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

    Araştırma Görevlisi
    AHMET TURAN ÜNSAL

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

    Araştırma Görevlisi
    DAMLA GÖK

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

    Araştırma Görevlisi
    ELİF NUR ALAGÖZ

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

    Araştırma Görevlisi
    GÖKNUR DEMİRAN

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

    Araştırma Görevlisi
    MAHİR DIĞIŞ

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

    Araştırma Görevlisi
    MERVE KARABULUT

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

    Araştırma Görevlisi
    ÖMER FARUK KIRAÇ

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

    Araştırma Görevlisi(Tus/Dus)
    REİKHAN MUSTAFAEVA

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

    Araştırma Görevlisi
    SENA KOCABIYIK

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

    Araştırma Görevlisi
    TAHA DİRİM

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

    Asistan
    ALİ OSMAN NACAK

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

    Asistan
    AYSİMA UĞURLU

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

    Asistan
    MELİKE NUR ÖZENİR

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

    Asistan
    ŞAHİKA SENA ŞENER

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı
  • Dermatoloji Anabilim Dalı

    Polikliniğimizde Psoriazis(sedef), Ürtiker (kurdeşen) poliklinikleri açılmıştır ve aşağıda randevu planında belirtilen saatlerde hizmet vermektedir.

    Psoriazis(sedef) poliklinik randevu saatleri;

    Pazartesi 09.00 -16.00

    Çarşamba 09.00 -12.00

    Cuma 09.00 -16.00

    Ürtiker (kurdeşen) poliklinik randevu saatleri;

    Salı 09.00 - 16.00

    Perşembe 09.00 - 16.00

  • Dermatoloji Anabilim Dalı

  • Dermatoloji Anabilim Dalı

    Ergenlik döneminde artan yağ salgısı, kıl yapısı ve yağ bezlerinde birikerek komedon adı verilen siyah veya beyaz noktaları oluşturur. Sürülen yağlı kremler, terleme, makyaj gibi durumlar ve uygun temizleyicilerin kullanılmaması gözenekleri tıkar ve tıkanan gözeneklerde biriken bakteriler sivilcelere yol açar.

    Kesinlikle akneyi sıkmak ve kurcalamak önerilmez. Kurcalanan aknede iltihap yayılabilir, iz kalma riski artar. Ancak doktor gözetiminde komedonlar temizlenebilir, apseler boşaltılabilir.

    Akne ile yediğimiz gıdalar arasında direk bir bağlantı bulunamamıştır. Ancak son zamanlarda, kandaki şekeri hızlı yükselten gıdaların, insülin ve bazı hormonların hızla yükselmesine neden olduğu ve bu şekilde akneyi tetiklediği gösterilmiştir. Bu gıdalar; çikolata, patates, beyaz ekmek, şeker, fast food gıdalar, yağda kızartma, hazır meyve suları ve krakerlerdir. Bu tür gıdaların aşırı miktarda alınması önerilmemektedir.

    Hastalık için hastanın evde kendisinin uygulayacağı veya doktorun klinikte uygulayacağı tedavi seçenekleri mevcuttur. Bu tedavilerin uzun süreli olabilir. Tedavi seçimi siğillerin yeri, sayısı, büyüklüğü vb özelliklere bağlı olacaktır.

    Kadın ve erkek genital bölgelerine yerleşen, sıcak ve nemli alanlar olması nedeniyle, anüs (makat) çevresinde ve kadınlarda genital bölgede küçük dudaklarda daha sık görülen, küçük, deri renginde, kırmızı veya kahverengi bir kabarıklık olarak başlar. Fazla nemli bir bölgedeyse beyazımsı da görünebilir. Giderek büyür ve üzeri karnıbahar gibi bir görünüm alır.

    Bazı siğiller kaybolurken yakın bölgelerde yeni siğiller çıkabilir. Bu nedenle genital bölgenin periyodik muayenesi gereklidir. Tam tedavi sonrasında bile genital siğillerin tekrarlama olasılığı vardır. Kadınlarda rahim ağzı kanseri riski nedeniyle mutlaka düzenli olarak “smear” yapılmalıdır.

    Akne 25 yaşından sonra başladıysa, adet düzensizliği, kilo artışı, çene, karın ve meme başı çevresinde aşırı kıllanma şikayetlerinden birkaçı varsa hormon bozukluğu ve polikistik over hastalığı açısından değerlendirilme yapılmalıdır. Adet dönemlerinde akne şikayeti artabilir, bu hormonların neden olduğu doğal bir süreçtir.

    Aknenin tekrarlaması, psikolojik stres oluşturması, kalıcı izler bırakabilmesi nedeniyle mutlaka dermatoloji uzmanı tarafından tedavi edilmesi gerekir. Tedavi süresi hastanın durumuna göre belirlenir.

    Genetik bir yatkınlık söz konusu olup ailesinde şiddetli akne sorunu olan bireylerde daha sık görülür.

    Akne ile karaciğer bozukluğu arasında bir ilişki yoktur.

    Mantar enfeksiyonları bulaşıcıdır; vücudun bir bölgesinden diğer bir bölgesine, eşyalardan veya insandan insana, hayvanlardan insanlara bulaşabilir. Bulaşma doğrudan ayak ayağa sürtünme yoluyla olabileceği gibi terlik, çorap, ayakkabı, havlu gibi, ortak kullanılan eşyalardan veya banyo, küvet, plaj, hamam soyunma odaları, spor salonları gibi halka açık ortak kullanım alanlarından bulaşabilirler. Ayak tırnaklara bulaşma ise daha çok tırnak makası, törpü gibi tırnakta zedelenme de yapabilen ortak eşyalar aracılığıyla olur.

    Ayak terlemesi, banyo/yüzme sonrasında iyi kurulamama, sıkı çorap ve ayakkabılar, uzun süre kapalı ayakkabı giyme, sıcak iklimin katkısıyla ayak mantarı gelişimi kolaylaşır. Ayakların yıkandıktan sonra iyi kurulanmayıp nemli bırakılması mantar üremesi için en sık karşılaşılan problemdir.

    Kaşınma yoluyla sıyrıklar açılması bakteriler için giriş kapısı oluşturur. Şeker hastalığı, varisler gibi damar dolaşım bozukluğu olan kişilerde ayak bakımının kötü olması ve ayak mantar hastalığı tekrarlayan selülit (derin deri infeksiyonu) ve osteomiyelit (kemik iltihabı) gibi ciddi sağlık problemlerine neden olabilir.

    Ayak tabanı ve yan kısımlarında kuru, beyaz renkli kabuklanma, kalınlaşma, çatlama ve özellikle 4.-5. ayak parmak aralarında nemli görünüm belirgindir. Kaşıntı çok şiddetli olabilir ve kötü koku eşlik edebilir. Ayak parmak arası yerleşiminde kuru soyulmalar bazen de peynirimsi beyaz görünümde oluşabilir.

    Bazı meslek grupları tahriş edici ve alerjen maddelerle daha sık maruz kaldıkları için el ekzeması gelişmesine yatkındır. Kişinin mesleği kadar hobileri de önemlidir. Bu meslek grupları; Temizlik, bulaşıkla yoğun uğraşan kişiler, fırın işçileri, kuaförler, diş teknisyeni, doktor, hemşire gibi sağlık personeli, çimento, tuğla ve boya işi ile uğraşanlar, resim, maket, bahçe işi vs. ile uğraşan kişiler.

    Ekzemanın avuç, el sırtı ve/veya el parmaklarında ortaya çıkması ile oluşur. El ekzeması (el dermatiti olarak da bilinir) toplumda oldukça sık görülen bir deri hastalığıdır ve ellerde kuruluk, kızarıklık, kepeklenme, su dolu kabarcıklar ve sulantı ile karşımıza çıkmaktadır.

    Tedavide esas nedenin saptanması ve bu etkenle temastan kaçınmaktır. Tamamen uzak durabilmek bazen zor olabilmektedir. Sebebi ne olursa olsun ekzemada başarılı bir tedavi için tetikleyici, durumu kötüleştirebilecek faktörlerden kaçınmak gerekir. Özellikle uzun seyirli hastalığı olanlarda tedavi uzun sürebilir.

    El Ekzeması; en sık su, kuru hava, sabun, deterjan, kimyasal maddeler, lastik eldivenler, kişisel bakım ürünleri ile aşırı temas sonrasında deride tahriş nedeniyle gelişmektedir. Zararsız görünen bebek ürünleri hatta ellerin sıkça su ile teması bile hastalığın ilerlemesine neden olabilmektedir.

    • Akut (başlangıç) dönemde; kızarık ve şiş bir zeminde çok sayıda su dolu kabarcıklar ve bunların hızla açılmasıyla sulantı ve kabuklanmalar ortaya çıkar.

    • Subakut (akut dönem ardından gelişen) dönemde; hafif kızarık bir zeminde çok sayıda kepeklenme ve kabuklanma gözlenir.

    • Kronik (İlerlemiş) dönemde; deri kalınlaşmış ve üzerinde kepeklenme belirgindir, yarıklar gelişebilir. Hastalık nedenine göre de farklı dönemlerde seyredebilir ve her dönemde kaşıntı görülebilir.

    Cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır ancak, bulaşma hemen hemen daima deri temasıyla olduğu için, tam bir cinsel ilişki olmadan da bulaşabilir. Genital bölge veya makat çevresinde ekzema, uzun süreli vajinal akıntı gibi durumlar varsa hastalık daha kolay bulaşmaktadır.

    Genital bölgede görülen ve insan papilloma virusa (HPV) bağlı olarak ortaya çıkan cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyondur. 15-49 yaş arasındaki kişilerin %1-2’sinde görülmektedir. HPV’nin 100’den fazla tipi vardır ve bunların yaklaşık yarısı genital siğile neden olabilmektedir. Hastalığın kuluçka dönemi haftalar veya yıllar olabilmektedir.

    Genital siğile neden olan virusların bir kısmı (HPV tip 16, 18), rahim ağzı kanserine de neden olabilmektedir. Bağışıklık sisteminde sorun olan kişilerde yaralar daha şiddetli seyredebilir ve tedaviye daha zor yanıt verebilir, bu kişilerde tekrarlama riski daha yüksektir.

    Korunmada en güvenilir yolu cinsel ilişkiden kaçınmak ya da infekte olmadığı bilinen biriyle tek eşli bir ilişki yaşamaktır. Lateks kondomların doğru ve sürekli kullanılışı genital siğil riskini azaltabilir. Fakat kondom dışı alanlarda genital siğil görülebilir. Cinsel ilişki sonrası cinsel bölgeyi yıkama, idrar yapma, antiseptikle yıkamak bu hastalıktan korunma sağlamaz.

    Deri kanserlerinin önlenebilen risk faktörlerinin başında korunmasız güneş maruziyeti gelir. Özellikle çocukluk ve ergenlik dönemindeki güneş yanıkları, ileride gelişebilecek deri kanserleri açısından çok risklidir. Güneşten korunma hakkında bilgi sahibi olmak ve güneşten koruyucuları kullanma alışkanlığı kazanmak önemlidir.

    Güneşten koruyucu kullanımının D vitamini sentezine engel olacağı korkusu hastaların korunmadan kaçınmalarına neden olmuştur. Oysa, sadece yüz ve el sırtlarının güneşe günde 10-20 dakikalık maruziyeti, düzenli güneş koruyucu kullanılsa dahi en yüksek vitamin D üretimini sağlar. Bronzlaşma, D vitamini üretimini azaltır. Artan yaşla birlikte deriden D vitamini sentezi ileri derecede azalır. Bütün bu sebeplerden dolayı, D vitamini eksik olduğu takdirde, sentezi için kansere yol açabildiği kesin olarak bilinen güneş ışınları yerine, dışarıdan D vitamini desteği alarak bu eksiğin giderilmesi daha mantıklı görünmektedir.

    Güneşten koruyucular, dışarı çıkmadan 30 dakika önce sürülmeli, 2-4 saatte bir yenilenmelidir. Güneşe çıktıktan 30 dakika sonra yapılacak ilk tekrarın etkinliği arttırdığı bildirilmektedir. Denizde, suda uzun süre kalınacağı dönemlerde suya dayanıklı formüller tercih edilmelidir. Güneşten koruyucular yüzme, aşırı aktivite ve kurulanma sonrası tekrar uygulanmalıdır.

    Güneşten koruyucu seçerken hem UVA hem de UVB’ye karşı koruma sağlayan geniş spektrumlu ürünler seçilmelidir. Güneşten koruyucular içindeki “fiziksel koruyucular” güneş ışınlarını fiziksel olarak engellediklerinden (ör: çinko oksit veya titanyum dioksit), geniş spektrumlu ürünlerde kimyasal koruyucularla birlikte kullanılırlar. Ortalama güneş alan bölgelerde kış aylarında SPF 15 kullanımı yeterli olsa da, yaz aylarında bu değer yetersiz kalır. SPF 15’ in altında koruma kullanılmamalı, yaz ayları için en az 30 koruma faktörlü kremler kullanılmalıdır.

    Güneşten korunmada dikkat edeceğimiz en önemli basamak özellikle güneş ışıklarının en dik olduğu saatler olan 10:00-14:00 arasında güneşten kaçınmaktır. Dışarıda olduğumuz saatlerde de daima gölgede durmak tercih edilmelidir. Yalnızca açık ve güneşli havalarda değil, bulutlu ve kapalı günlerde de ultraviyole(UV) ışınlarının %80’i dünya yüzeyine ulaşır. Normal pencere camının UVB’yi geçirmediği, ancak UVA ışınlarının geçmesine engel olmayacağı unutulmamalıdır.

    Giysilerimiz güneşten korunmada önemli bariyer oluştururlar. Şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır. İdeal olarak 10 cm güneşliği olan şapka kullanılmalıdır. Şapka seçimi yaparken, ışık geçirmeyen dokuma tercih edilmelidir. Kalın kumaşlar, sıkı dokunan kumaşlar, yıkama ile hafif çekmiş kumaşlar, polyester giysiler daha yüksek koruyucu özelliğe sahiptir. Solmuş veya ıslanmış giysilerin koruyucu özelliği daha düşüktür. Güneş ışınlarının gözdeki etkilerini ve katarakt oluşmasını önlemek için tam UVA-UVB filtreli güneş gözlükleri kullanılmalıdır.

    • Su ve sabunla uzun süreli temas derinin doğal koruyucu tabakasının kaybına neden olmaktadır. Bu nedenle ellerin temizliği sabun yerine derimizin PH’sına uygun, kokusuz ve renksiz bir temizleyiciyle yapılması daha uygundur.

    • Sıcak veya soğuk su yerine ellerin ılık su ile yıkanması daha uygundur.

    • Özellikle uzun seyirli (kronik) formunda nemlendiriciler derinin kaybettiği nemi kazandırmaya yardımcı olabilir. Bariyer krem ve köpükler etkenlerin deriye girmesini fiziksel olarak engelleyebilir.

    • İş yaparken yüzüklerin çıkarılması tahriş edici maddelerin yüzüklerin altında birikmesini engelleyecektir.

    • Temizlik, bulaşık, çocuk bakımı gibi işlerde yardımcı desteği veya bulaşık ve çamaşır makinesi kullanılmalıdır.

    • Kısa süreli profilaktik eldiven kullanımı önemlidir. Uzun süre eldiven kullanımının terlemeyi arttırabileceği unutulmamalıdır. Eldiven içine pamuklu eldiven giyilmesi uygun olacaktır. Pudralı eldivenler klinik bulguları şiddetlendirebildiğinden kullanımları uygun değildir.

    • Saç şampuanlama sırasında kısa süre ile eldiven giyilmesi zayıf iritan maddelerin deriye olumsuz etkisini azaltacaktır.

    • Tuvalet temizleme gibi uygulamalar sırasında deterjan ile ellerin teması kesilmelidir.

    • Domates, portakal, limon gibi maddelerle doğrudan el teması engellenmelidir.

    • Saç boyama sırasında olası alerjenlerden kaçınılması ve korunulması önemlidir.

    • Eğer mesleki nedenli bir ekzema düşünülüyorsa kısa süreli meslek değişikliği, kalıcı bir sorun varsa hekimlerin önerisi ile meslek değişikliği gündeme gelebilir.

    Kişiden kişiye yakın temasla (aynı yatakta yatma, ortak giysilerin kullanımı vs) genellikle 15-20 dakikalık bir temas süresinde bulaşır. Sadece tokalaşma ile bulaşması kolay değildir. Okul, kışla, huzurevi gibi toplu olan alanlarda, çocuk ve yaşlılarda bulaşma daha kolaydır.

    Aynı yaşam ortamını paylaşan tüm aile bireylerinin, o anda aktif şikayetleri olmasa bile aynı anda tedavi edilmesi gerekir. Topikal tedavi ajanları kullanıldığında ilacın tüm vücut yüzeyine uygulanmasına dikkat edilmelidir. Son 1 hafta içerisinde kullanılmış tüm kıyafet, çamaşır ve yatak takımlarının en az 60 derecede yıkanması ve ütülenmesi gereklidir. Yıkanamayacak eşyaların ağzı bağlı olan bir poşet içerisinde ortalama yedi gün saklanması yeterli olacaktır.

    Özellikle geceleri ve sıcakta artan kaşıntı hastalığın en önemli belirtisidir. Kaşıntı en çok el parmak araları, el bileğinin iç yüzü, koltuk altları, kulak arkaları, bel bölgesi, göbek çevresi, genital bölge, meme uçları ve kalçalarda şiddetlidir.

    Uyuz, insan gözü ile farkedilemeyen Sarcoptes Scabiei var. Hominis adı verilen bir parazitin neden olduğu çok kaşıntılı ve bulaşıcı bir deri hastalığıdır.

  • Dermatoloji Anabilim Dalı

    Adres Tarifi : Hastanemiz şehir merkezine yaklaşık 5 kilometre mesafede bulunmaktadır. Toplu taşımanın yanı sıra, özel araçlar ile gelen hastalarımız için de yeterli park alanımız bulunmaktadır.

  • Dermatoloji Anabilim Dalı

    Polikliniğimizde Psoriazis(sedef), Ürtiker (kurdeşen) poliklinikleri açılmıştır ve aşağıda randevu planında belirtilen saatlerde hizmet vermektedir.

    Psoriazis(sedef) poliklinik randevu saatleri;

    Pazartesi 09.00 -16.00

    Çarşamba 09.00 -12.00

    Cuma 09.00 -16.00

    Ürtiker (kurdeşen) poliklinik randevu saatleri;

    Salı 09.00 - 16.00

    Perşembe 09.00 - 16.00